İn Dubio Pro Reo İlkesi: Psikolojik Bir Mercekten İnceleme İnsan doğasının karmaşıklığı, her bir davranışımızın, kararımızın ve yargımızın arkasında gizli olan duygusal ve bilişsel süreçleri anlamaya yönelik sürekli bir merak doğurur. Özellikle hukuk, adalet ve toplumsal ilişkiler gibi konularla ilgili kararlar alırken, doğruyu yanlıştan ayırmak oldukça zor olabilir. Burada devreye giren “İn dubio pro reo” ilkesi, yani şüphe durumunda sanığın lehine karar verilmesi, yalnızca hukuki bir kılavuz değil, aynı zamanda insanların içsel düşünce süreçlerine dair önemli ipuçları sunan bir kavramdır. Peki, bu ilke aslında psikolojik açıdan ne anlama gelir? Şüphe ve belirsizlik insan zihninde nasıl işler? Bu yazıda, “İn dubio…
Yorum BırakYazar: admin
Özgün Nedir? Psikolojik Bir Mercekten İnceleme Uzun zamandır “özgünlük” kelimesinin peşinden gidiyorum; davranışlarımızda, düşüncelerimizde, hatta duygularımızda neyin gerçekten bize ait olduğunu merak ediyorum. Bazen bir seçim yaptığımda, bunun gerçekten benim ihtiyacım mı yoksa çevresel baskıların bir sonucu mu olduğunu ayırt etmek zor oluyor. Bu yazıda özgünlüğü bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarıyla incelerken, kendi içsel deneyimlerimizin ardındaki duygusal zekâ, bilişsel süreçler ve sosyal etkileşimin izlerini birlikte değerlendireceğiz. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Zihin Ne Kadar Özgün? Bilişsel psikoloji, insan zihninin bilgi işleme süreçlerini inceler. Düşüncelerimizin özgün olup olmadığını sorgularken, ilk durak genellikle algı, bellek ve benlik temsili gibi bilişsel süreçlerdir. Algı ve…
Yorum BırakTohumla Üreme: Edebiyatın Derinliklerine Yolculuk Her bir kelime, bir tohum gibi; toprağa düşer, zamanla filizlenir ve bir anlam dünyasını yeşertir. Edebiyat, kelimelerle kurduğumuz bu dünyadır. Ancak yalnızca kelimelerle değil, bir anlamı veya duyguyu taşır ve büyütür. Tıpkı bir tohumun, yeryüzüne düşüp kök salarak bir ağaca dönüşmesi gibi, her bir edebi eser de zamanla bir düşünce ağacına dönüşür. Bu benzetmeyi, biyolojik dünyadaki tohumla üreme olgusuna da uyarlayabiliriz. Tohum, bir organizmanın geleceğe doğru atılmış, yeni bir yaşamın temellerini taşıyan bir hücresidir. Tıpkı edebiyatın da bir tohum gibi, okurun zihninde büyüyüp şekil aldığı ve çeşitli çağrışımlarla, anlam katmanlarıyla büyüdüğü gibi. Tohumla üreme, sadece…
Yorum BırakGebelikte Ne Tüketilmemeli? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin gücü, hayatın en derin köklerine ulaşabilecek kadar büyüktür. Her kelime, bir anlam taşır, bir hikaye anlatır ve bazen bir toplumun, bir bireyin ya da bir neslin kaderini şekillendirir. Edebiyat, yalnızca hikayeler anlatmakla kalmaz, aynı zamanda duygularımızı, düşüncelerimizi ve değerlerimizi de şekillendirir. Bir metnin içinde kaybolmak, bir karakterin düşüncelerinde gezinmek, insan ruhunun derinliklerine dokunmak gibidir. Bu yüzden, edebiyatın gücünden yararlanarak, gebelik gibi hayatın temel dönüm noktalarına dair derinlemesine bir inceleme yapmak da son derece anlamlıdır. Gebelik, bir kadının bedeni ve ruhu için büyük bir değişim sürecidir. Hem fiziksel hem de duygusal olarak, anne…
Yorum BırakEfes Kimin Malı? Tarihsel Bir Perspektif Geçmişi anlamadan, bugün neyi ve nasıl gördüğümüzü kavrayabilmek oldukça zordur. Her tarihsel dönem, kendi koşullarında şekillenen bir hikayeye sahiptir, bu da bugünü yorumlamamıza ışık tutar. Efes, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, hem kültürel hem de ticari açıdan önemli bir şehir olmuştur. Ancak, Efes kimin malı? sorusu, sadece arkeolojik kazıların, tarihi kalıntıların ya da siyasi çekişmelerin ötesinde bir anlam taşır. Bu soruyu tarihsel bir perspektiften ele almak, geçmişten günümüze değişen güç ilişkilerini ve toplumların Efes’e nasıl sahip çıktığını anlamamıza yardımcı olabilir. Efes’in İlk Yüzyılları: Antik Dünyanın Parlayan Yıldızı Efes, Antik Yunan döneminin…
Yorum BırakCennete Giden Herkes Allah’ı Görecek Mi? Toplumsal Bir Perspektif Üzerine Dünya üzerindeki insan toplulukları, inançlarını, ritüellerini, değerlerini ve normlarını sürekli olarak şekillendirirken, insanların hayatlarındaki anlam arayışı da farklı biçimlerde ortaya çıkıyor. Sosyolojik bir bakış açısıyla, bu arayışın ve anlamın, yalnızca bireylerin içsel dünyasında değil, aynı zamanda toplumsal yapılarında ve kültürel pratiklerinde de derin etkileri vardır. Cennet, birçok dinin öğretilerine göre insanların en yüksek ödülüdür, ancak “Cennete giden herkes Allah’ı görecek mi?” sorusu, sadece dini inançları değil, aynı zamanda toplumsal normları, cinsiyet rollerini, güç ilişkilerini ve eşitsizlikleri de tartışmaya açar. Bu soru, sadece dini bir mesele olarak kalmayıp, aynı zamanda bir…
Yorum BırakCanon M50 Kiss M: Kültürler Arası Bir İletişim Aracı Olarak Teknolojinin Evrimi Herkesin farklı kültürlerde yaşadığı deneyimler, farklı yaşam biçimleri ve farklı inanç sistemleri vardır. Ancak teknoloji, her geçen gün bu çeşitliliği daha yakın bir şekilde birbirine bağlamaya devam ediyor. Bazen bir araç, bazen bir köprü, bazen de bir sembol haline gelir. Bu yazıda, “Canon M50 Kiss M” adlı fotoğraf makinesini antropolojik bir perspektiften ele alacağız ve onun kültürler arası etkilerini, sembollerini, kimlik oluşumunu nasıl şekillendirdiğini inceleyeceğiz. Günümüzde pek çok insanın ellerinde fotoğraf makineleri ve cep telefonları var. Ancak bunlar sadece birer teknoloji ürünü değil; aynı zamanda bireylerin toplumsal kimliklerini…
Yorum BırakElektrikte Reaktif Ne Demek? Farklı Bakış Açılarıyla Bir İnceleme Konya’nın sıcak yaz günlerinden birinde, elektrik faturamı kontrol ederken, gözlerim reaktif enerji kısmına takıldı. Bu kelimeyi ne zaman duysam, kafamda bir yığın soru beliriyor: Reaktif enerji nedir? Neden var? Hangi yönlerden önemli? Bir mühendis olarak “fiziksel anlamda” anlamaya çalıştığımda bir yandan da “insani” bir bakış açısının olması gerektiğini hissediyorum. Gelin, bu karmaşık konuya hem bilimsel hem de günlük yaşam bağlamında bir göz atalım. İçimdeki Mühendis: Reaktif Enerji ve Temel Anlamı İlk önce, bir mühendis olarak konuya fiziksel açıdan bakalım. Elektrik enerjisi, aslında iki farklı bileşenden oluşur: aktif enerji ve reaktif enerji.…
Yorum BırakDoğuştan Sahip Olduğumuz Haklara Ne Denir? Bir Kez Daha Düşünmek Gerek Doğuştan sahip olduğumuz haklara ne denir? İnsan olarak dünyaya gelmişken, bizimle birlikte gelen haklar neler? Bu sorular bazen aklımızın bir köşesinde dolaşırken, kendimi sokakta yürürken, tramvayda sıkışmışken ya da ofiste bir şeyler yaparken buluyorum. Hepimiz bir şekilde, sahip olduğumuz bu hakları nasıl kullandığımızla ilgili düşünmeden geçiyoruz. Ama aslında her birimiz bu haklarla dünyaya geliriz ve bunların ne anlama geldiğini bilmek, gerçekten hayatımızı nasıl şekillendirdiğimizi anlamamıza yardımcı olabilir. Bugün, bu hakların geçmişine, bugününe ve gelecekte nasıl şekilleneceğine dair birkaç cümlelik bir sohbet yapmak istiyorum. Gelin, düşünelim. Doğuştan Sahip Olduğumuz Haklar:…
Yorum BırakÇelik Jant: Sadece Bir Otomobil Parçası Mı? Toplumsal Bir Bakış Çelik jant… Çoğumuz için bir otomobilin önemli bir parçası olmanın ötesinde bir anlam taşımayabilir. Ancak bir çelik jantı düşünün; arabanızın her türlü hareketine eşlik eden, asfaltla olan en doğrudan ilişkisidir. Hangi araba markasına, modeline ait olduğu, nasıl bir tasarıma sahip olduğu, ne kadar sağlam ya da estetik olduğu toplumsal düzeyde farklı anlamlar ifade edebilir. Çelik jantlar, yalnızca ulaşımı kolaylaştıran değil, aynı zamanda bireylerin toplumdaki yerini, kültürel kodlarını ve hatta güç ilişkilerini de yansıtan unsurlardır. Peki, gerçekten sadece bir otomobil parçası mıdır, yoksa toplumsal yapıları ve bireysel kimlikleri yansıtan bir işaret…
Yorum Bırak