Doğuştan Sahip Olduğumuz Haklara Ne Denir? Bir Kez Daha Düşünmek Gerek
Doğuştan sahip olduğumuz haklara ne denir? İnsan olarak dünyaya gelmişken, bizimle birlikte gelen haklar neler? Bu sorular bazen aklımızın bir köşesinde dolaşırken, kendimi sokakta yürürken, tramvayda sıkışmışken ya da ofiste bir şeyler yaparken buluyorum. Hepimiz bir şekilde, sahip olduğumuz bu hakları nasıl kullandığımızla ilgili düşünmeden geçiyoruz. Ama aslında her birimiz bu haklarla dünyaya geliriz ve bunların ne anlama geldiğini bilmek, gerçekten hayatımızı nasıl şekillendirdiğimizi anlamamıza yardımcı olabilir. Bugün, bu hakların geçmişine, bugününe ve gelecekte nasıl şekilleneceğine dair birkaç cümlelik bir sohbet yapmak istiyorum. Gelin, düşünelim.
Doğuştan Sahip Olduğumuz Haklar: Temel İnsan Hakları
Doğuştan sahip olduğumuz haklar, bir insanın doğduğunda sahip olduğu temel haklar olarak tanımlanır. Bu haklar, tüm insanlar için eşit ve evrenseldir. Yani, hangi ırktan, dinden, cinsiyetten veya sınıftan olursak olalım, bu haklar bizimdir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre bu haklar arasında yaşam hakkı, özgürlük, adalet, eğitim hakkı, eşitlik gibi temel haklar bulunur. Peki, bunlar gerçekten her zaman garanti altında mı? Bunu hepimiz farklı şekillerde deneyimleyebiliriz, ancak örneğin İstanbul’daki tramvayda sıkışıp kalmışken, eşitlik hakkının anlamını sorgulamak çok da zor olmuyor, değil mi?
Geçmişte Nasıl Anlaşıldı?
Geçmişte, insan hakları dediğimizde aslında çok da geniş bir kavramdan bahsetmiyorduk. Hani şöyle düşünsene: Orta Çağ’da ya da Antik Roma’da insanlar doğuştan sahip oldukları hakları çoğu zaman bir kenara koyarlardı. O dönemde, sadece soylu sınıflar veya güçlüler haklarını kullanabilirdi, gerisi ya savaşlarda ölüme ya da köleliğe mahkumdu. Belki de o zamanlar da düşünüyorduk, “Benim doğuştan sahip olduğum haklarım nelerdi, ya da varsa var mıydı?” Ama şunu unutmamalıyız, her toplumda insan hakları farklı algılanıyordu. O zamanlar bu haklar bu kadar önemli değildi. Hatta günümüzde bile, bazı haklar hala tam olarak tüm insanlar için uygulanmıyor. Kafamızdaki bu soru, çok yerinde bir soru aslında: “Gerçekten doğduğumuz andan itibaren haklarımıza sahip miyiz?”
Bugün Ne Durumdayız?
Şu an geldiğimiz noktada ise, dünya genelinde doğuştan sahip olduğumuz haklar, birçok hukuk sistemine göre güvence altına alınmış durumda. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1948’de kabul edilmesiyle birlikte, haklar daha belirgin bir şekilde tanımlanmış oldu. Fakat, her zaman olduğu gibi bu yazılı kuralların hayata geçmesi, bazı ülkelerde ve toplumlarda hala sıkıntılı. Çünkü hayatta kalmak, sosyal eşitlik ve özgürlük gibi temel hakların her zaman garanti altında olduğu söylenemez. Düşünsene, İstanbul’da bir işe başvururken, senin hakların ne kadar garanti altında? Ya da birine sosyal medya üzerinden ifade özgürlüğü ile ilgili bir şeyler yazarken, senin haklarının çiğnenmediğinden nasıl emin olabiliyoruz? Her şey, bazen koca bir belirsizlik gibi geliyor.
Özellikle Günümüzde Düşündüğümüzde
Günümüzde ise bazı şeyler değişmiş gibi görünüyor ama aslında tam olarak ne kadar ilerlediğimizi söylemek zor. İnsan hakları hakkında konuşmak, evet çok önemli, fakat bunun nasıl uygulandığı, bazen birisinin sosyal medya hesabı üzerinden sansürlendiğinde ya da kimlik hırsızlığı gibi durumlarla karşılaştığında daha görünür hale geliyor. Herkesin eşit haklara sahip olduğu fikri çok hoş bir düşünce olabilir ama bu hakkın tüm toplumlar için eşit uygulanıp uygulanmadığını görmek, başka bir mesele.
Gelecek İçin Ne Söyleyebiliriz?
Geleceğe bakarken, doğuştan sahip olduğumuz hakların ne kadar korunacağını düşünmek benim için hem umut verici hem de endişe verici. Hangi toplumda yaşarsak yaşayalım, bireylerin haklarının gelecekte nasıl şekilleneceğini tahmin etmek zor. Teknolojik gelişmeler, her geçen gün daha fazla dijitalleşmeye yol açarken, aynı zamanda bu hakları tehdit eden yeni riskler de ortaya çıkıyor. Mesela, kişisel verilerin korunması hakkı, günümüzde en çok konuşulan haklardan biri haline gelmişken, sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımlar ve dijital ortamda yaşanan mahremiyet ihlalleri, “benim doğuştan sahip olduğum haklarım” konusunda sorgulamalar yaratıyor. Bu hakların korunması ve güçlendirilmesi gerektiği her geçen gün daha fazla vurgulansa da, bazı sistemler hala “bu hakların ne kadar var olduğunu” gözler önüne seriyor.
Bir Gün Herkes Eşit Haklara Sahip Olacak mı?
Bu soruyu her zaman kendime soruyorum. Ve kesin bir cevaba ulaşamıyorum. Gerçekten herkes eşit haklara sahip olacak mı? Ya da hala bazı insanlar bu hakları hiç görmeden, yaşamlarının sonlarına kadar? Haklarımıza sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğu, her gün karşımıza çıkan küçük ya da büyük ayrımcılıklarda kendini gösteriyor. Bugün, İstanbul’un kenar mahallelerinde bir çocuğun eğitim hakkı ya da sokakta bir kadının güvenliğinin sağlanması, bu hakların ne kadar önemli olduğunu tekrar gözler önüne seriyor.
Sonuç Olarak
Doğuştan sahip olduğumuz haklar, evet, tüm insanlara ait olan evrensel değerlerdir. Ancak, bu hakların her zaman herkes için geçerli olup olmadığı, bazen çok daha karmaşık hale gelebilir. Gelecekte bu hakların nasıl korunacağı, bizi daha da düşündürmeli. Sadece yasaların var olması yetmez, bu hakları hayatımıza gerçek anlamda entegre edebilmek gerekir. Hepimiz, doğduğumuzda sahip olduğumuz haklarımıza sahip çıkmalıyız, ancak bu, toplumların üzerindeki en büyük sorumluluklardan biri. Bunu her zaman hatırlayalım, çünkü bu haklar, bizim insan olarak değerlerimizden başka bir şey değil.